Yıl 1999... Seçimlerden DSP galip çıkıyor, o dönemde mutad olduğu üzere hiçbir parti diğerine bariz üstünlük kuramıyor ve yine koalisyon hükümeti kuruluyor: DSP-MHP-ANAP Hükümeti. E o zamanlar daha 10 yaşındayım ama az çok hatırlıyorum. Hani şu ünlü Merve Kavakçı meselesinin yaşandığı dönem, hani Ecevit'in "Şu kadına haddini bildirin" dediği, o yaşta olmama rağmen bana "Meclis'te böyle denir mi yaaa" dedirten olayların olduğu dönem.

Ama bu dönemde başörtülü vekil(ler) Merve Kavakçı'yla sınırlı değildi. Bir de MHP'de Antalya'dan milletvekili olmuş Nesrin Ünal vardı. Tabi onun durumu bir yönden farklıydı, çünkü o meclise başörtüsüyle gelmemişti. Ne olmuştu? Bu 3'lü hükümetin bir parçası olan, seçimin ikinci partisi konumundaki MHP'den baskı gelmişti, muhtemelen başkan "aç" demişti ve açılmıştı. E öyle olacak tabi değil mi, "yasalar töredir, törelere uyulur"!!!
2008 yılına geldiğimizde, zaten yıllardır çözümlenmesi beklenen konuda ilk girişim MHP'den geldi, "hadi el atalım bu olaya, birleşelim, şu sorunu çözelim" dendi. Ne güzel. Evet güzel çünkü çözülmesi gereken bir konu. Ammaaaaa duralım burada bir dakika. Bu şimdi "kapatalım başları, çözelim problemi" diyen genel başkan, 9 yıl önce "aç" diyenle nasıl aynı olabilir? Böyle temel bir değer yargısı değil 9 yılda, 99 yılda da değişmez. Peki ne oldu da "2. Yüce Başbuğ" böyle yaptı?

Aslında cevap basit. Bahçeli piyonlarını çevresindekilere göre oynuyor. 99'da içinde bulunduğu koalisyonun başörtüsü konusundaki tutumu belliydi, o da ona göre oynadı. Geldik 2008'e.. Veriler ortada, MHP'nin oy kaynakları belli, elindekini de artırmak, destek toplamak istiyor. Çünkü Bahçeli de gayet iyi biliyor, başörtüsü serbestliğinin partiye oy kazandıracağını. Gayet iyi biliyor, buna oynamanın doğru ata oynamak olduğunu. Ortaya bir proje atıyor, aslında idealde güzel proje ama biraz da fazla köşeli proje, yine de ne güzel serbestleşir diyoruz, sonra iktidar projeyi yumuşatıp o köşeleri bombeletince "Vay sen nasıl numaracısın bizi yarı yolda bıraktın" deniyor, ama o yumuşatılmış proje bile dönüyor sağdan, soldan, yukarıdan, aşağıdan. Bu sefer de çıkıyor Başbuğ, "Sen yeterli tepkiyi vermedin, bizim gibi tepki vereceksin, korkak" mealinde sözler söylüyor(Pardon Bahçeli'den bahsediyoruz, "kağıttan okuyor" olacaktı).

Ama bu dönemde başörtülü vekil(ler) Merve Kavakçı'yla sınırlı değildi. Bir de MHP'de Antalya'dan milletvekili olmuş Nesrin Ünal vardı. Tabi onun durumu bir yönden farklıydı, çünkü o meclise başörtüsüyle gelmemişti. Ne olmuştu? Bu 3'lü hükümetin bir parçası olan, seçimin ikinci partisi konumundaki MHP'den baskı gelmişti, muhtemelen başkan "aç" demişti ve açılmıştı. E öyle olacak tabi değil mi, "yasalar töredir, törelere uyulur"!!!
2008 yılına geldiğimizde, zaten yıllardır çözümlenmesi beklenen konuda ilk girişim MHP'den geldi, "hadi el atalım bu olaya, birleşelim, şu sorunu çözelim" dendi. Ne güzel. Evet güzel çünkü çözülmesi gereken bir konu. Ammaaaaa duralım burada bir dakika. Bu şimdi "kapatalım başları, çözelim problemi" diyen genel başkan, 9 yıl önce "aç" diyenle nasıl aynı olabilir? Böyle temel bir değer yargısı değil 9 yılda, 99 yılda da değişmez. Peki ne oldu da "2. Yüce Başbuğ" böyle yaptı?

Aslında cevap basit. Bahçeli piyonlarını çevresindekilere göre oynuyor. 99'da içinde bulunduğu koalisyonun başörtüsü konusundaki tutumu belliydi, o da ona göre oynadı. Geldik 2008'e.. Veriler ortada, MHP'nin oy kaynakları belli, elindekini de artırmak, destek toplamak istiyor. Çünkü Bahçeli de gayet iyi biliyor, başörtüsü serbestliğinin partiye oy kazandıracağını. Gayet iyi biliyor, buna oynamanın doğru ata oynamak olduğunu. Ortaya bir proje atıyor, aslında idealde güzel proje ama biraz da fazla köşeli proje, yine de ne güzel serbestleşir diyoruz, sonra iktidar projeyi yumuşatıp o köşeleri bombeletince "Vay sen nasıl numaracısın bizi yarı yolda bıraktın" deniyor, ama o yumuşatılmış proje bile dönüyor sağdan, soldan, yukarıdan, aşağıdan. Bu sefer de çıkıyor Başbuğ, "Sen yeterli tepkiyi vermedin, bizim gibi tepki vereceksin, korkak" mealinde sözler söylüyor(Pardon Bahçeli'den bahsediyoruz, "kağıttan okuyor" olacaktı).
Eminim ki parti içinde, parti çevresinde gerçekten yasağın kalkmasını isteyenler vardır. Ama Bahçeli gelip, kendini 100 yıllık başörtüsü savunucusu gibi göstermeye kalkarsa, kendisine 99 hatırlatılır ve eklenir: "Hadi canım sen de!!"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder